10 KASIM'A ÖZEL YAZI!

10 Kasım Mustafa Kemal Atatürk'ü anma programı ile hafta içerisinde çocuklardan gelebilecek ölüm ve yas süreci ile ilgili sorulara farkındalık sağlamak amacıyla bu durumu ne şekilde yönetebiliriz?

 

Çocuklarla ölüm üzerine konuşurken bilinmesi gereken en önemli şey, çocukların bu konuda neyi bildikleri ve bilmedikleridir. Çocuklarla ölüm üzerine konuşurken söylenecekler “çocuğun yaşına” ve “çocuğun geçmiş yaşam deneyimlerine” bağlı olarak belirlenebilir. 

 

Çocuklar aslında ölümün farkındadırlar. Çevrelerinde çeşitli hayvanların ölümünü görmekte hatta oyunlarında ölümü konu almaktadırlar. Dolayısıyla çocuk ölüm ile ilgili bir soru sorduğunda ya da bir yakınını kaybettiğinde bu konuyu konuşulmaması gereken bir tabu olarak görmek çocuğun duygularının dışavurumunu engelleyecektir. Yaş aralığına göre ölüm algısı ve tepkiler değişmekle birlikte burada 3-6 yaş çocuklarının ölüm algısı ve yas tepkileri üzerinde durulacaktır.

 

Okul öncesi dönem çocuğu yetişkinler gibi ölüm ve kayıp kavramlarını anlama ve üstesinden gelme kapasitesine sahip olmadıklarını biliyoruz. İlk neden ölümün zaman kavramıyla ilgili oluşudur, çünkü Ölüm geri dönüşü olmayan bir kavramdır. 2-3 yaş çocuğu “sürekliliğin” anlamını kavrayamaz.

Çocuk 4-5 yaşlarına geldiğinde ancak geçmiş, şimdi ve gelecek kavramlarını anlamaya başlayabilir.

 

Bu yaşlardan önce çocuk sevdiği birisinin sonsuza değin yokluğuyla ölümü birleştiremez. Ölen kişinin yaşamını başka bir yerde ( örn bulutlar üzerinde sürdürdüğünü) ya da ölen kişinin belli bir süre sonra geri geleceğini düşünür. İlişkili olmayan şeyleri birbiriyle bağlantılandırma eğilimindedir. Ayrıca ölümün getirdiği karmaşıklıkla kendini suçlama çok fazla görülür. Eğer ebeveynleri açıklama yaparsa bu yaş çocukları kaybı anlayabilecek durumdadır.

 

Ebeveyn kayıptan sonra da yaşamlarının güvencede olduğu ve yine aynı şekilde devam edeceği konusunda cesaretlendirirse kolaylıkla bunu anlayabilirler.  Dolayısıyla bu süreçte çocuğun duygularına odaklanmak, ölümü uyku, uzun bir yolculuk olarak tanımlamaktan kaçınarak onunla özlenen/kaybı yaşanan kişiye ilişkin güzel hatıralar hakkında konuşmak, fotoğrafları bu amaçla kullanmak ilgili yas sürecini kolaylaştıracaktır.

 

Aynı şekilde ölümü doğrudan hastalıkla eşleştirmek, yaşlı insanlara özgü olduğu mesajını vermek; çocuğun her hasta olan kişinin öleceğini sanmasına, genç bir insan veya bir çocuk öldüğünde bunu duyduğunda şaşırmasına sebep olabilir.

 

Bazı çocuklar duygularını ifade edemezler ve uyku, yeme bozuklukları saldırganlık, içe çekilme gibi bazı uyum ve davranış sorunları ortaya çıkabilir. Ebeveynler bu konuda dikkatli olmalı ve çocuğunu gözlemlemelidir. Çocuğu neyin rahatsız ettiğini öğrenmeye çalışmalıdır. Burada önemli olan diğer nokta kayıpların ebeveynlerden biri gibi birincil derecede önemli kişilere ilişkin yaşanmasıdır.

 

Yaşayan ebeveyn için çocuğa babasını veya annesini kaybettiğini söylemek oldukça zorlu bir görevdir. Araştırmalara bakıldığında genelde bu görevi aile içinde çocukla iletişimi ve etkileşimi iyi olan bireylerin üstlendiği görülmektedir. Ancak en doğru olan, çocuğa bu durumun geciktirmeden, sakin ve anlayabileceği bir şekilde, hayatta kalan ebeveyni tarafından açıklanmasıdır.

 

Çocuğa duygularını ifade etme fırsatı verildiğinde ve aklını karıştırmayan kısa, basit ama doğru bilgiler onunla paylaşıldığında, acısı ciddiye alındığında ve aile içi yas tepkileri kontrollü olarak gerçekleştirildiğinde çocuğun bu kayıptan en az zararla çıkması muhtemeldir. Çoğu kez törensel olarak vedaların düzenlenmesi (bir evcil hayvanın kaybı sırasında vb.) çocuğun gerçekliği kabul etmesi  ve bu törenleri diğer kayıplara da genelleyebilmesi için bir aralayıcı görevi görmektedir.

 

Şeffaf olun çocuğun yaşına uygun bir dil kullanmaya gayret edin. “Deden sonsuz bir uykuya daldı.” Gibi soyut cümlelerden kaçının. Çocuk uyku ve ölümü bağdaştırabilir, uyku problemlerine neden olabilir. Bunun yerine doğal bir süreç olduğunu her canlının bu parçayı yaşayacağını anlatın. Çocuğunuzu dinleyin, kaygılarının bir başkası tarafından dinleniyor oluşu rahatlatıcı olacaktır.

 

Sizi ağlarken görmesine izin verin. Ağlamak ve üzülmenin yas sürecinde yaşanabilir olması çocuktan duygularınızı gizleyerek duygu karmaşasındansa gerçekliği bilmesi daha iyi bir sonuç verir. Vefat eden kişinin fotoğraflarına bakmaya çekinmeyin, ölümün unutulmakla eş olmadığı mesajını verir. Çocuk için önemli olan kendini güvende hissetme ve yeniden düzen kurabilmektir.

Kitap Önerileri :  Çok sevdiğim bir yakınımı kaybettim – İletişim Yayıncılık

                   Annem her yerde – Altın Kitaplar

                   Ben’in gemisi – Can Yayıncılık

                                                                                   

    Psikolog Gizem Bat

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

ANAOKULU GAZETESİ

Körfez Mah. Tertip Sok. No:1 Kat:2 Başiskele KOCAELİ

Tel: (0 532) 548 88 40